Eski zamanlar, eski hayatlar...
Hepimizin içinde bir yerlerde, sessiz sedasız durur o hatıralar. Çamur evlerin sıcacık kokusu, yağmur damlalarının tahta damlarda çıkardığı o ninni gibi ses, komşunun kapısını tıkırdatıp “birşeye ihtiyacınız var mı?” diye sorması...O günlerde kapılar kilitlenmez, pencereler ardına kadar açık olurdu.Bir demlik çay için bahçeye sofra serilir, akşam ezanı okunurken herkes birbirinin halini hatırını sorardı. Şimdi beton yığınlarının arasında yaşıyoruz. Duvarlarımız kalın, kapılarımız çelik, pencerelerimiz çift cam. Evlerimiz dayanıklı, ama gönüllerimiz sarsılıyor. Komşunun adını bilmiyoruz, kapı zilini çalmaya çekiniyoruz. Balkonlarda çiçek yerine uydu antenleri çoğalıyor, sohbet yerine telefon ekranları aydınlatıyor yüzlerimizi. Sağlam yaptık evlerimizi, ama yıktık komşuluğumuzu. Zenginleştik belki, ama yoksullaştık en çok da birbirimize karşı. Bazen düşünüyorum da... Keşke o damlayan çatılardaki huzuru, o çamur evlerdeki samimiyeti, o eski muhabbetleri bir nebze olsun geri getirebilsek. Belki de asıl sağlamlık, tuğla ve betonda değil, yüreklerdeki sıcaklıktaydı.Kalın Sağlıcakla
İbrahim Taş
Hepimizin içinde bir yerlerde, sessiz sedasız durur o hatıralar. Çamur evlerin sıcacık kokusu, yağmur damlalarının tahta damlarda çıkardığı o ninni gibi ses, komşunun kapısını tıkırdatıp “birşeye ihtiyacınız var mı?” diye sorması...O günlerde kapılar kilitlenmez, pencereler ardına kadar açık olurdu.Bir demlik çay için bahçeye sofra serilir, akşam ezanı okunurken herkes birbirinin halini hatırını sorardı. Şimdi beton yığınlarının arasında yaşıyoruz. Duvarlarımız kalın, kapılarımız çelik, pencerelerimiz çift cam. Evlerimiz dayanıklı, ama gönüllerimiz sarsılıyor. Komşunun adını bilmiyoruz, kapı zilini çalmaya çekiniyoruz. Balkonlarda çiçek yerine uydu antenleri çoğalıyor, sohbet yerine telefon ekranları aydınlatıyor yüzlerimizi. Sağlam yaptık evlerimizi, ama yıktık komşuluğumuzu. Zenginleştik belki, ama yoksullaştık en çok da birbirimize karşı. Bazen düşünüyorum da... Keşke o damlayan çatılardaki huzuru, o çamur evlerdeki samimiyeti, o eski muhabbetleri bir nebze olsun geri getirebilsek. Belki de asıl sağlamlık, tuğla ve betonda değil, yüreklerdeki sıcaklıktaydı.Kalın Sağlıcakla
İbrahim Taş












