Urfa'da Kalem Susarsa, Adalet Susar!

Gazeteci İsmail Çölkesen yazdı: Urfa'da Kalem Susarsa, Adalet Susar!

Yıllardır gazeteciyim. Bu şehirde de, ülkenin dört bir yanında da kalemi elime aldığımda tek bir derdim oldu: Halkın hakkını savunmak. Bu uğurda defalarca mahkeme salonlarına çıktım, tehditler aldım, baskılar gördüm. Ama ne oldu? Sustum mu? Hayır! Çünkü hırsızların, rüşvetçilerin, koltuğunu halkın sırtından zenginleşmek için kullananların üzerine gitmek benim işim. Kimse kusura bakmasın, bu kalem susmayacak.

Urfa’da bugün herkesin dilinde aynı şey var: “Rüşveti vermeden işini yaptıramazsın.” Vatandaş haklı olarak soruyor: Belediyede işin var, kapı kapı dolaşıyorsun, önüne türlü engeller çıkarılıyor. Niye? Çünkü senden pay bekleniyor. Hastanede randevu alamıyorsun, eğitimde torpil olmadan kapı açılmıyor, ihaleler zaten hep aynı isimlerin cebine akıyor. Bunun adı nedir? Rüşvet ve hırsızlık!

Peki biz gazeteciler ne yapıyoruz? İşte burada mesele başlıyor. Eğer biz basın olarak bu işlerin üzerine menfaat gözetmeden gitmezsek, yarın bu düzeni kim düzeltecek? Eğer bugün bir gazeteci olarak susarsam, yarın pazarda soğanı üç katına alan vatandaşın yüzüne nasıl bakacağım? Çünkü halkın cebinden çalınan sadece para değil; geleceği, umudu, güvenidir.

Urfa gibi köklü bir şehirde, tarihiyle, kültürüyle övünen bir coğrafyada yolsuzluk sıradanlaşmışsa bu hepimizin ayıbıdır. Ama en büyük ayıp basının suskunluğudur. Bizim işimiz koltuk sahiplerinin reklamını yapmak değil; onların halkın sırtına bindirdiği yükü ortaya çıkarmaktır.

Bakın açık konuşayım: Urfa’da bazı medya organları var, gördüğümüz gibi reklamla, ihale desteğiyle besleniyor. “Aman kimseye dokunmayalım, aman şu makamı eleştirmeyelim” diyerek kalemlerini satıyorlar. Oysa gerçek gazeteci, kimin gücü olduğuna bakmadan yazar. Çünkü hakikatin ölçüsü güçlüye göre değişmez.

Ben bugüne kadar çok yazdım: usulsüz ihaleleri, belediyelerdeki kayırmacılığı, kurumlarda dönen rüşvet çarkını… Kim rahatsız olduysa oldu. Davalar açıldı, manşetler hedef gösterdi. Ama halk gördü ki, birileri hâlâ doğruları söylüyor. Ve şunu herkes bilsin: Ben sustuğum an, bu şehir kaybeder.

Buradan açık çağrı yapıyorum: Eğer Urfa basını gerçekten menfaatsiz, korkusuz, tarafsız bir şekilde hırsızın, rüşvetçinin, yolsuzluğun üzerine giderse bu şehirde taşlar yerinden oynar. Çünkü hırsız, rüşvetçi en çok şunu istemez: Halkın gözünün açılmasını, gerçeğin yazılmasını. İşte biz gazetecilerin tek görevi bu gözleri açmaktır.

Unutmayalım: Biz yazarsak değişir, biz susarsak bu düzen böyle devam eder. Urfa’da hırsızdan da, rüşvetçiden de korkmayacağız. Biz korkarsak, halkı yalnız bırakırız. Ama yazarsak, haykırırsak, kalemimizi satmazsak; işte o zaman bu şehirde umut büyür, adalet kök salar.

Kalemin susması demek, halkın susması demektir. Benim kalemim susmayacak. Çünkü Urfa’da gerçekleri yazmadan yaşamak, bu şehre ihanet olur.

Kalın sağlıcakla